Bumerang - Yazarkafe

2 Mart 2015 Pazartesi

Senin Hikayen

Görsel alıntıdır.
''Yepyeni günler başlıyor'' dedi adam. Derin bir nefes çekti sahil kenarındaki kafede çayını yudumlarken. O günler geride kaldı, diye düşündü.
 Bazen öyle anlar vardır ki, sanki dünyaya adım atıldığında ciğerlere ilk kez dolan gibidir alınan nefes. Ciğerleri cayır cayır yakar, öyle ki gözlerden yaş gelir. Ancak hayata başlamanın verdiği mutluluğu gölgeleyemez. Adamın aldığı derin nefes böyle hissettirmişti.


 Her insanın bambaşka bir dünyası, anlatılmayı bekleyen hikayeleri vardı.
Var olmuş, yaşanmış ya da yaşanacak kaç hikaye vardı şu hayatta? 
Kaç hikayenin satır araları hiç atlanmadan çizilecek cümleler içeriyordu?
  
Adam için en özeli kendisininkiyle birleştirmek üzere olduğu hikayeydi.O hikayede geçen zaman, mekan, kişiler ve olaylar umrunda değildi. 
Adam için önemli olan ''şimdi''ydi. Sevmek fiilinin öznesini arıyordu. Bazen gizli, bazen açık olan öznesini. Bu onların hikayesiydi.
B-e-n  '' s-e-n-i''  s-e-v-i-y-o-r-u-m cümlesine anlam kazandırmak ilk amaçlarıydı. O hikayenin önsözüne bir sen lazımdı. Ve gerçekleşmek üzereydi.

Şimdi birleşecekti hikayeler. Özlemler, nesneler, yüklemler... 
Her biri iki yürek için atmaya hazırlanacaktı. İçinde her okuyanın göz yaşlarıyla harmanlanarak anlam kazanmış nice olaylar yaşanacaktı.
Geçmişi geride bırakmış iki acemi gönül birlikte çok güzel bir hikaye yazacaktı.

Adam çok sevecekti kadını. Kadın da onu...
 O ilk buluşmada yan yana olacaklardı. Ve belki ilk 365 buluşmada da yanında olacaktı kadının.
Yüzlerindeki her bir çizgi, her bir kusuru ezberleyeceklerdi. Aynı yolu birlikte yürümenin heyecanıyla her gün yeni şeyler keşfedeceklerdi. Kadının kıvırcık saçları, ela gözleri adamın aklından hiç çıkmayacaktı...

Sonra yıllarca mesafelerin engel olduğu, içlerinde çoğu zaman ukte bırakan sahnelerde seyirci olarak bulunacaklardı. Uzaktan izledikleri nice oyunu ayakta alkışlayacaklardı. Başrol oyuncularının yerinde yan yana, kendilerinin olmalarını dileyerek...

 Hikayelerinin ana konusu görmeden sevmek olacaktı. Belki ayda, belki iki ayda bir göreceklerdi birbirlerini. Dedim ya, hüzünlü, özlem dolu, özenilesi ve bir o kadar da acınası bir hikaye yazacaklardı.
Hikayenin sonu elbette iki elin bir daha hiç ayrılmamak üzere birleşmesiyle sonlanacaktı...

Ama adam henüz bunları bilmiyordu.
Sonunda gelmişti ela gözlü kadın. Adam bir kez daha şükretmişti. Heyecandan titrerken elleri, ilk defa sarılmıştı hayatının aşkına...






8 yorum:

  1. Sen kadının kıvırcık saçlarını, ela gözlerini tasvir ederken ben de adamı tasvir ettim okurken.
    Siyah saçları, bembeyaz teni ve kocaman elleri ile.

    O kocaman ellerinin arasında kaybolmuş, kıvırcık saçlı ve ela gözlünün elleri...

    YanıtlaSil
  2. Hayalimdeki adama çok yakın olmuş :). Onun da gözleri ela, omzu dünyanın en huzurlu yeri.


    YanıtlaSil
  3. Aşkın. Tasvirini. Cok guzel yapmissiniz...hayalimdeki askima kavuşma k umuduyla :))tesekkurler eline saglik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, teşekkür ederim :). Umarım bulursunuz :)

      Sil
  4. Ben içimde her ne varsa düşler ağacına asarım.
    Saklarım kendimden dahi bazen.
    Düşler ve sevgi içinde var ettiğin sürece gerçektir...
    “Herkesin içimde kendine ait düşler ağacı vardır, bu ağacın farklılığı ise yürekte var edilip avuçlarda son kalan duyguların ve düşlerin tek tek dallarına asılanlardır... ”

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşler ağacına asılan düşler, dilek ağaçlarına bağlanan mendiller gibidir.
      Her bir mendilin, çaputun gerçekleşmesini bekledikleri düşler vardır.
      İçinde o dileğin gerçekleşeceğine dair umut taşıyanların sevgisi en büyüğüdür...

      Sil
  5. Sonunda ela gözlü kadınların geldiği bütün hikayelere ve bekleyişlere varız... Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Ela göz iyidir.
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Ben buradayım sevgili okuyucum, peki sen neredesin?