Sevgili günlük
Yeniden ben; Ola.
Sabahların evde geçtiği, akşamüstü kısa bir yürüyüş yaptığım hepsi birbirine benzeyen günlerden
biriydi.
Yalnız son bir haftadır sabahları anlam veremediğim şeyler oluyordu. Çok da yakın olmadığım bir akrabam bir haftadır neredeyse her gün çağrı atıyordu, kendisini aramam için.
Gülüyordum, eski kuşak böyleydi işte diyordum. Ama neden ben, normalde hiç konuşmayız ki onunla diyordum.
Bu aramalardan bir tanesine karşılık vererek onu aramıştım, yanlış hatırlamıyorsam üç gün önceydi.
Oğlunun evine ziyarete gitmiş ve orada yere düşmesi sonucunda ayağı kırılmıştı. Yaklaşık bir aydır oğlunun evinden ayrılamıyordu bu sebepten, öyle demişti.
Ben de beni sürekli aramasını evde sürekli hareketsiz halde oturmaktan sıkıldığına bağlamıştım sonunda.
Üç gündür sabahları çağrı atma olayı devam ediyordu.
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Nisan 2017 Perşembe
1 Ocak 2017 Pazar
Boğazında
Saatler günleri, günler ayları kovalarken değişen ne olmuştu ki?
Lanetdünyadakiacılardaenufakbirazalmaolmuşmuydu?
2017'ye girmişti de ne olmuştu?
Bu, dünyanın problemiydi. Denizleri, dağları ya da buzulları bilmem kaç milyon daha yaşlanmış, yıpranmış ve kaçınılmaz sona bir sene daha yaklaşmıştı işte.
A canlısının soyu tükenmekte iken, B canlısı salgın gibi yayılıyorsa ona neydi?
İşin aslı adamın yaşının da hiçbir önemi yoktu. Hücrelerinin kendini yenilemekten vazgeçişi, organlardaki birtakım bozulmalar falan...
Bir kişi için dünyadan göçmek öyle abartılacak bir sorun değildi.
Belki de birçok şeyden kurtuluş, birçok şey için de kocaman bir başlangıçtı ama sonuçta bir tanesinden kurtulmuş olurdu.
1 Aralık 2016 Perşembe
Senin Yüzünden
Gözyaşların, kirpiklerinin kıvrımlı yollarından geçiyor. Kendinden vererek, geçtiği her yerde mühründen bıraktığı izlere veda ederek.
Yüzünün en olmadık yerlerinden burnunun ucuna kadar geliyor.
Orada gözyaşının işi olmadığı fark etmiş olacak ki
Bu mutsuz, zorunlu yolculuğa son vererek kendini aşağı bırakıyor.
Beni ben yapan son damla da gidiyor senden.
Bir kuru öksürük tutuyor, bir türlü geçmek bilmeyen
Saniyeler, dakikaları kovalarken acın son buluyor.
O her zaman sevgiyle bakan gözler donuklaşıyor, sıcaklığıyla beni ısıtan bedenin buz kesiliyor.
Yüzünün en olmadık yerlerinden burnunun ucuna kadar geliyor.
Orada gözyaşının işi olmadığı fark etmiş olacak ki
Bu mutsuz, zorunlu yolculuğa son vererek kendini aşağı bırakıyor.
Beni ben yapan son damla da gidiyor senden.
Bir kuru öksürük tutuyor, bir türlü geçmek bilmeyen
Saniyeler, dakikaları kovalarken acın son buluyor.
O her zaman sevgiyle bakan gözler donuklaşıyor, sıcaklığıyla beni ısıtan bedenin buz kesiliyor.
7 Ekim 2014 Salı
Katiller ve Maktuller
Öncelikle şarkıya tık.
Katilinin kaşları, gözleri, elleri, bir tatlı sözüne aldanır. Elleriyle hazırladığı sonuna doğru ağır ağır ilerler.
![]() |
| Alıntıdır |
Kimsenin kırmadığı yerden kırdırır kendini önce maktul. Affeder. Her geçen gün tükendiğini görse de ille de katilim der. Daha sıkı sarılır ona.
Bir darbe, sonra bir darbe daha...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




