Bumerang - Yazarkafe

30 Ağustos 2015 Pazar

Kendini Rahat Bırak

görsel alıntıdır
Hepimizin üzüldüğü şeyler, kızdığı durumlar, belirsizlikten nefret ettiği halde belki de bilinmeyen tarihlerde netleşecek bulanık olaylarımız var.
Yaşamın ilk yıllarında sevilme isteğiyle başlayan, ardından başarmak için verilen uğraşları kapsayan enteresan bir bok çukuruna düşüyoruz. Ne içinde kalabiliyoruz bu çukurun -malum kötü kokuyor- ne de dışına çıkabiliyoruz. Onca insan koşuştururken öylece oturamıyoruz bu maratonda. İttire ittire de olsa bir şeyler yapmaya çalışıyor kimimiz, kimimiz çok hızlı başladığı için bir yerde tıkanıveriyor.

25 Ağustos 2015 Salı

Bildiği Gibi

gösel alıntıdır
Rüzgar bir başka esiyordu bu akşamüstü. Beni neden bıraktın, neden yarım kaldı dercesine öfkeli; özlemi kadar ağır; kırılmışlığı kadar soğuktu. Acılı ve bir o kadar da acımasız rüzgarın soğuğu kadından başkasını üşütmedi. Zaten bu yaz hiç ısınamamıştı ki. Bazı soğuklar vardı, bazı kişileri üşütmek için vardı. Bazı kırılışların korkunç sesini sahibinden başkası duymazdı. Yapıştırılmak istense, ellerden oluk oluk kan akıtacak cinsten kırıklardı.

18 Ağustos 2015 Salı

Bazı Yalanlar

Ellerin dedi adam; öyle küçük, öyle beyaz, öyle güzel ki şuan tam saçlarımın arasında gezinirken. Kadın sustu her zamanki gibi. En ufak sözde utanır, yalnızca gülümserdi adamın küçük
görsel alıntıdır
gözlerine diktiği kocaman gözlerini kaçırırken. Ela onların rengiydi. Onların göz rengi, onların şansı...

Kadın en çok maviyi sevse de elanın yeri ayrıydı hayatlarında.

Hayatta çok azdır huzurlu zamanların toplamı kimseyi birleştirmeye de diriltmeye de yetmez. Hani şu ölmek üzereyken şerit halinde geçecek hatıralar. İşte o en güzel hatıraların çoğu kadınla olanlardı adam için. Saçları arasında gezinen el huzurun, hayatın ve zamanın dışındaki adını koyamadığı bir duyguyu çağrıştırıyordu. O duygunun adını koyabilse her şey daha kolay olacaktı aslında. Bir de kadının gözlerindeki elaya karışabilseydi belki içindeki hasret bitiverirdi. Evet hasret. Yanından henüz ayrılmışken bile arama ihtiyacı hissettiren bir özlem vardı içinde. Sahi ne oluyordu şimdi adama? Uzun zaman sonra bunları hissettiren bu sessiz kadın da nereden çıkmıştı? Elinden kayıp gideceğini bile bile yanında durduğu bu kadına neden yapmıştı ki bunları?

14 Ağustos 2015 Cuma

Sonuca Odaklı Yaşam

görsel alıntıdır
Hızlı tanışmayı, hızlı konuşmayı, hızlı tartışmayı ne çok sever olduk. En kötüsü de her şeyi hızlı şekilde tükettik. Elimizde bir şey kalmayınca aynı şekilde başka bir şeyi tüketmeye koyulduk. Adeta tüketmek ve eskitmek için and içtik.
Her şeyi en az on kat daha hızlı yaşadık.

9 Ağustos 2015 Pazar

Bir Ayda 5 Kilo Vermek İster misin?

görsel alıntıdır
Merhaba sevgili okuyucu, diyet diyorum. Hani şu pazartesileri başlayan, hemen o gün en sevdiğimiz yemekler karşımıza çıktığı için, bir sonraki pazartesiye ertelenen muhteşem gün. Başlamak yarısıdır derler. Yalaaan. Diyette kesinlikle yalan bu tabir :).
 Ben bayramda bir diyete başlamışım sorma. Ne tatlılar, ne yapraklar, ne şekerler, ne içecekler vardı önümde de, hayır dedim; kullanmıyorum öyle şeyler. Bayramda bunlara karşı koyabildiysem dedim kendime, artık o muhteşem günün geldiğinin resmidir.

6 Ağustos 2015 Perşembe

İkimiz

görsel alıntıdır
Kim kaybetmişti şimdi o en güzel yerinde biten hikayeyi. İyiler mi, haberi olmayanlar mı, yoksa her şeyi elinde bir kuklaymışcasına oynatan o şeytan mı?
Kimdi kazanan şimdi?
Kimin eli bırakılmıştı tam karşıya geçerken, öylece yolun ortasında. Kimlerin eli tutulmuştu en sevilen yerine. Değmiş miydi gittiğine? Teni değmiş miydi? Ya da tüm bu olanlara değmiş miydi?
Evet değmişti teni, önce teni, sonra sözcükler.


1 Ağustos 2015 Cumartesi

Bir Adın Kalmalı Geriye

görsel alıntıdır
Uykudan uyanalı henüz on saniye bile geçmemişti. Oda krem rengi perdeleri kapalı olduğu için karanlık ve havasızdı. Maviye boyanmış duvarları, etrafta kaçak bir kat çıkılmış apartmana dönen kıyafetleri, birkaç sigara izmariti, bitmiş paketler, kağıda karalanmış ağız dolusu küfürler, alarmı günlerce çalsa da onu uyandırmayı hiç başaramayan telefonu ve yırtılmış eşyalar dolu bir odadaydı. Saatin kaç olduğunu merak etti. Kalkmaya hali yoktu yataktan.