Bumerang - Yazarkafe

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Mutluluk

Mut-lu-luk
Türkçe dersinde, okumakta iyiydim. Kitaplarla aram insanlardan daha iyiydi belki de. Bazı roman
karakterlerini hayatıma alıp onlarla sonsuza kadar yaşamak, o güzel sözlerini dinlemek isterdim. Paragraf soruları, ses olayları, yazım kuralları, büyük ve küçük ünlü uyumlarını çok iyi bilirdim.
Hecelediğim kelime ise bilmek ve yaşamak arasında sıkışıp kalmıştı.
Yani diyorum ki kelimenin yazılışı ve yaşanışı arasında bir milyon kilometre yol var.
O yolu gidebilmek için öncelikle var olan günü, koşullarıyla en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor.

28 Temmuz 2017 Cuma

Bir Sayfa Dolusu Yarım Kalmışlık

Hayatta hiçbir şeyi yarım bırakmazdı. Bırakamazdı. Yarım bırakılmanın acısını bilirdi çünkü.
O yarayla kimse yaşaşın -zorunda kalsın- istemezdi.
Bu yüzden keyif alamasa da romanı bitirmeye çalışıyordu.
Romanın tozlu, hiç açılmadığı için birbirine yapışmış, kendine has kokusunu en derinden hissettiren sayfasına gelmişti.
Kitap kimlerin elinden geçmişti?
Daha önce bu kitabı okuyan insanların başından neler geçmişti?
Neden bu sayfayı kimse açmamış, ya da açamamıştı...
Sahaftan alınan kitaplar içindeki hikayeden çok daha fazlasını barındırırdı. En güzeli buydu...
Büyük bir sırra erişmiş gibi o sayfayı zor da olsa açtı.
İçinde bir mektup vardı.
Allah'ım ne olur veda olmasın dedi. Olmasın...
Yıllarca açılmamış bir sayfadan başka bir şey beklenebilirmiş gibi.

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Müjde!

Beklenen gün 19'uydu ama heyecandan, sevinçten sizinle hemen paylaşma fırsatım olmadı sevgili okur.
Atandım!
En güzel, en şerefli mesleğe merhaba dedim!
Bir yıllık uzun bir bekleyişten sonra oldu.
Beni heyecanla bekleyen bilgiye, sevgiye aç çocuklarıma kavuşmak için gün sayıyorum.
E şehri de söyleyeyim o zaman, Hatay.
Mutluluğumu tarif etmek mümkün değil...
O yüzden gökkuşağı koydum görsel olarak, rengarenk hissediyorum. Çocukların dünyasında güzel izler bırakmak için sabırsızlanıyorum :)

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Atama Günlükleri 1

Sevgili okuyucu, bayramdan beri içim kıpır kıpır. Sığamıyorum hiçbir yere.
Nasıl bir yere gideceğim, daha önemlisi gidebilecek miyim
Çocuklarım nasıl olacak, nasıl bir yerde kalacağım, kedi sahiplenmem için uygun bir evim olacak mı, aileme, sevdiceğime yakın olabilecek miyim tarzı sorular başımda.
Ne yerdeyim ne gökte.
Meraklı, mutlu, heyecanlı, telaşlı. Çok karışığım anla işte :).
10 temmuzda başlıyor tercihler. 19'unda ise açıklanacak.
Kısmet olursa okul öncesi öğretmeni olarak başlayacağım bu eylül :)
Sizlere müjde vermek için sabırsızlanıyorum.
Sevgilerle :)

24 Haziran 2017 Cumartesi

Kelimeler

Görsel alıntıdır
Bir cümle, zihinde ne kadar yer kaplayabilirdi?
Bir anda çıkıveren, evrenin sonsuzluğunda uzun bir yolculuğa çıkmış kelime kalbi nasıl olur da paramparça ederdi?
Ben, demişti. Artık eskisi gibi hissetmiyorum...
Ne demekti şimdi bu?
O anda akreple yelkovanın, beyninde birkaç gün geriye dönmek için nasıl savaştığını herkesin görmesini çok isterdi.
Saatler hakkında bir düşüncesi vardı. Zamanın asla geriye alınamamasının suçlusu akrepti. Tersine götürmeye çalışınca yelkovanı sokarak zehirlerdi.
Bu yüzden zamanı geriye alamamıştı.

23 Haziran 2017 Cuma

Bloglarda Yorum Adabı Üzerine













Öncelikle yazımın herhangi kişi ve blogu hedef alan bir eleştiri barındırmadığını belirtmek isterim. Genel izlenimler sonucu yaptığımız yorumlar hakkında birkaç cümle söylemek istiyorum sevgili okur.
Yıllar önce bir yazımda neden yazdığımı, yani biz kişisel blog yazarlarının ne beklediğini, yüreğini nasıl ortaya koyduğunu anlatmıştım.
Yazı için bakınız:
http://gizlioznee.blogspot.com.tr/2014/11/neden-yazyorum.html

Önceki yazımda bahsettiğim, samimiyet üzerine kurulu bloglarımızda en önemli şey okuyucu yorumları, onlarla iletişim halinde olmak diye düşünüyorum.
Bir kere laf olsun diye, ben yorum yapayım o da bana yorum yapsın gibi bir anlayış olabiliyor. Hani ''samimiyet'' dediğimiz şeyi öldürüyor bence.

7 Haziran 2017 Çarşamba

28 Mayıs 2017 Pazar

Rahat Batıyordu

Daha sıradan, ders çalışmak zorunda olmadığım günler gelmişti.
 Yeni diziler, geziler, hobiler başlıyor
görsel alıntıdır
derken başlamadan bitiverdi.
Çünkü rahat batıyordu. Bünye alışkın değildi sevgili okur.
Önce ayağımı incitmem, sonra sebebini açıklamayacağım kendisi küçük, etki olarak süründüren bir ameliyat geçirdim.
Henüz 3 gün oldu. Ameliyat öncesi anesteziyi kendi isteğimle aldım vs zırvalıkları yazan kağıda imza atarken hemşire öğrenim durumumu sordu. Mezunum okul öncesi öğretmenliği okudum, tercih yapcam dedim. O zaman öğretmen yazıyorum dedi.
Sizin için küçük bir olay gibi gelebilir ama yaklaşık bir senedir atama bekleyen ve olayı son derece duygusal bir anda -ameliyat öncesi- yaşayan ben göz yaşlarıma engel olamadım...

7 Mayıs 2017 Pazar

Kızıma

Görsel alıntıdır
Canım kızım, bunları sana yıllar öncesinden; hayata daha olgun bakabilmeyi başardığım anda aynı hataları sen de yapma diye yazıyorum.
Kendine her zaman güven, yanında olduğumu ve hep olacağımı bil öncelikle.
Hayatını istediğin doğrulutuda sürdür, sana dayatılan hiçbir şeyi kabul etmek zorunda değilsin.
Doğru tek değildir, gidebileceğin birden fazla yol vardır. Hangisini istediğin tamamen sana bağlıdır.
Kız başına, kız gibi, kızsın kelimelerini kullananlardan uzak dur; zira kendileri insan olmayı dahi başaramamıştır.

Sürekli dinden, dindarlıktan gem vurup hayatında tek bir ahlaklı davranış bulunmayan insanlardan özellikle uzak dur.
Bir erkeği hayatının merkezine alma.
Yeri gelsin ''bir erkek gibi'' ben buyum ulan, hiçbir zaman değişmedim. Son nefesimde de bildiğim, bildiğin gibi olacağım. Beğenmiyorsan kapı orada diyebil.
Özündeki, kalbindeki güzelliği seviyesizlikleriyle bozmalarına izin verme.

14 Nisan 2017 Cuma

Sebebi Çok

Görsel alıntıdır
Takvimler baharın ortasını gösteriyordu. İçinden '' bahar geldiğinde mi ben böyle olurum, yoksa ben böyle olduğum için mi gelir bahar'' şarkısını mırıldanıyordu.
Güneşin sarısı, yemyeşili ağaçların,  mavisi gökyüzünün...
Her biri ayrı ayrı göz kırpıyordu sanki. Biz senin için buradayız, her şey iyi olacak der gibi.
İçini kaplayan huzuru havaya karıştırabilse dünyanın asırlık oksijen ve mutluluk ihtiyacını karşılayabilirdi.
Güldü sonra kendi kendine. Bu mutluluğu kendime saklasam bir ömür yaşlanmam dedi.

6 Nisan 2017 Perşembe

Bir Ölüm

Sevgili günlük
Yeniden ben; Ola.
Sabahların evde geçtiği, akşamüstü kısa bir yürüyüş yaptığım hepsi birbirine benzeyen günlerden
biriydi.
Yalnız son bir haftadır sabahları anlam veremediğim şeyler oluyordu. Çok da yakın olmadığım bir akrabam bir haftadır neredeyse her gün çağrı atıyordu, kendisini aramam için.
Gülüyordum, eski kuşak böyleydi işte diyordum. Ama neden ben, normalde hiç konuşmayız ki onunla diyordum.
Bu aramalardan bir tanesine karşılık vererek onu aramıştım, yanlış hatırlamıyorsam üç gün önceydi.
Oğlunun evine ziyarete gitmiş ve orada yere düşmesi sonucunda ayağı kırılmıştı. Yaklaşık bir aydır oğlunun evinden ayrılamıyordu bu sebepten, öyle demişti.
Ben de beni sürekli aramasını evde sürekli hareketsiz halde oturmaktan sıkıldığına bağlamıştım sonunda.
Üç gündür sabahları çağrı atma olayı devam ediyordu.

25 Mart 2017 Cumartesi

Ey dost

Son günlerde üzerinde en çok kafa yorduğum kavram...
Nedir dostluk?
Hemcinslerimden utanmama sebep olacak, çok fazla olaya şahit oldum.
Üzülerek söylüyorum ki biz kızların birçoğunun dostluk anlayışı yapmacık bir iki sözden öteye gidemiyor.
Ay canım özledim, oy canım şöyle bilmem ne.
Yok canım, yok.
Sen özleme. Senin dostluk anlayışın benimkiyle yol kenarında karşılaşınca selamlaşamaz bile.

Hayata masum bakıyorsun, kendin için istediğini bir başkası için de istiyorsun. Neden kötü niyetli olsun ki diyorsun bir görmezden geliyorsun bir daha bir daha.
Sonra diyorsun ki, eşeğin...

14 Mart 2017 Salı

Günce1

Merhaba sevgili okur. Biliyorum şu sıralar seni ihmal ettim.
Aslında o ihmal değil bil istedim. İki taşın arasında kalmış bir Gizli Özne sürekli yazamıyor ne yazık ki.
Ne zaman düze çıkacağımı bilmediğim bir yokuştayım...
Tek bildiğim ilerlemek zorunda olduğum ve bunu yaparken hayatımda hiçbir lükse yer yok.
Evet, yeniden!
Yeniden sınav hazırlığı, tabi bu defa kendimi çok yormadan ama huzursuzum işte sevgili okur.

1 Mart 2017 Çarşamba

Eksik Bir Şey mi Var?

''Bir nasıl var olunur, bir nasıl yok olunur?
Bilen var mı?
HA-HA''
Her yalnız gibi içinde başlayıp yine içinde biten eğlencelerinden biriydi işte.
Umarım sesli gülmemişimdir diye düşündü.
Uzun zamandır yapmamıştı ama bugün şu balkonda şu fincanda kahve içecekti ve şu müzik çalardaki şu şarkıyı dinleyecekti.
Belki birkaç da sigara...
Sigarayı bir ara bırakmalı diye belki bininci kez söyledi ve her defasında yaptığı gibi yenisini yaktı.

18 Ocak 2017 Çarşamba

2017 Şubat Ataması

Veee yıllar su gibi akıp geçmiştir.
Artık üniversitede son senendir.
Yaz tatilinden başlarsın çalışmaya, konu eksiklerini tamamlamaya. Programlar yaparsın.
En güzel yayın hangisi, bu şehirde en güzel dershane hangisi diye diye kafa patlatırsın.
Danışmadığın kimse kalmaz hani. Sonunda dershanen de programın da tamamdır. Her gününü 5-6 saatlik uykuyla geçirmeye hazırsındır. Arkadaşlarınla görüşmemeye, telefonu eline almamaya, dışarı çıkmamaya, yurttaki odana sadece yatmaya gitmeye razısındır. Bir seneni kütüphanede çürüteceksindir.
Ve öyle de olur.
Oda arkadaşın ''lavaboya da gelmesen seni göreceğimiz yok' der. 
Bazen telefon konuşması uzadı diye, çay alırken oyalandım diye bile vicdan azabı çekersin.
Soluklandığın, gerçekten sırtını yatağa koyup azıcık dinleneyim dediğin anlar en fazla haftada birdir.
Emektir adı. Amaçlanan şey ekmek parası, vatan sevgisi, meslek hasretidir.
Yaparsın, çalışırsın gece gündüz. Kütüphanede ses çıkaranlara ayar olursun da bir soru daha çözerdim be dersin.
Şu test de bitsin uyurum dersin.
Vazgeçmezsin. 
Çalışırsın.
BİTİRMEDİĞİN YAYIN KALMAZ.
Sonra?

1 Ocak 2017 Pazar

Boğazında

Saatler günleri, günler ayları kovalarken değişen ne olmuştu ki?
Lanetdünyadakiacılardaenufakbirazalmaolmuşmuydu?
2017'ye girmişti de ne olmuştu?
Bu, dünyanın problemiydi. Denizleri, dağları ya da buzulları bilmem kaç milyon daha yaşlanmış, yıpranmış ve kaçınılmaz sona bir sene daha yaklaşmıştı işte.
A canlısının soyu tükenmekte iken, B canlısı salgın gibi yayılıyorsa ona neydi?
İşin aslı adamın yaşının da hiçbir önemi yoktu. Hücrelerinin kendini yenilemekten vazgeçişi, organlardaki birtakım bozulmalar falan...
Bir kişi için dünyadan göçmek öyle abartılacak bir sorun değildi.
Belki de birçok şeyden kurtuluş, birçok şey için de kocaman bir başlangıçtı ama sonuçta bir tanesinden kurtulmuş olurdu.