Bumerang - Yazarkafe

1 Ocak 2017 Pazar

Boğazında

Saatler günleri, günler ayları kovalarken değişen ne olmuştu ki?
Lanetdünyadakiacılardaenufakbirazalmaolmuşmuydu?
2017'ye girmişti de ne olmuştu?
Bu, dünyanın problemiydi. Denizleri, dağları ya da buzulları bilmem kaç milyon daha yaşlanmış, yıpranmış ve kaçınılmaz sona bir sene daha yaklaşmıştı işte.
A canlısının soyu tükenmekte iken, B canlısı salgın gibi yayılıyorsa ona neydi?
İşin aslı adamın yaşının da hiçbir önemi yoktu. Hücrelerinin kendini yenilemekten vazgeçişi, organlardaki birtakım bozulmalar falan...
Bir kişi için dünyadan göçmek öyle abartılacak bir sorun değildi.
Belki de birçok şeyden kurtuluş, birçok şey için de kocaman bir başlangıçtı ama sonuçta bir tanesinden kurtulmuş olurdu.






Sorun ardında kalanlardı.
Sorun ellerin başı paramparça edebilecek güçte kavraması, gözlerin simsiyah görmesiydi.
Sorun evreni yok edebilecek bir eşikte bağırmak ve kimseye sesini duyuramamaktı.
Sorun bir cesedin yanında soğumasın diye dualar etmek, soğuduğuna bir türlü inanamamaktı.
Sorun her elini kalbine götürdüğünde o koca boşlukta kaybolmasıydı.
Sorun sevdikleri yerleri gezerken anıların anları öldürmesiydi.
Sorun adamın başka insanlarda onun deli gözlerini görmesiydi.
Sorun artık yüzün gözyaşları seanslarıyla yıkanmaya başlamasıydı.
Sorun boğazı gemici düğümü yapan düşüncelerdi.
Sorun düğümleri çözmek isterken ölmek için yalvarmaktı.
Sorun yollarının hep müvazi gitmesi, sonunda kadının yolunun bitmesiydi.
Sorun aslında adamın yaşamaktan zerrece hazzetmemesiydi..

12 yorum:

  1. Adam pek de haksız değil hani. Böyle bir dünyada yaşamaktan hazzetmek için birçok nitelikten yoksun olmak gerek. Benim düşüncem bu yönde...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle, acıdan başka bir şey göremez olduk.
      Sevdiklerini kaybetmiş biri için daha güç..

      Sil
  2. Okurken dejavu olurmuş meğer. Gerçek olduğundan hiç şüphe edilemeyecek gibi gelen bir öyküyü kim bilir kaçıncı kez okumak. Ortaokulda, Ünye'de okuduğum bir romanı da çağrıştırmıyor değil bazen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acı her ülkede, her dilde, her cümlede -kelimeler farklı olsa bile- aynı.
      Hissettirdiği kekremsi tat hiç değişmiyor..

      Sil
  3. Zaman geçmekte insan nasıl yaşaması gerektiğini öğrenemiyor. Yoksa yıllar ne verebilir ki insana, insanda yoksa bazı şeyler. Kalemine sağlık sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllar maalesef eksilenlerden bir şey katmıyor bize.
      Aksine daha da, daha da alıyor; kemik iliklerimize kadar acıya boğuluncaya dek..
      Teşekkür ederim yorumunuz için.

      Sil
  4. Dünyanın çivisi çıktı çıkalı tadımız tuzumuz yok. Adam haklı işte. Yaşasan ne olacak ki!

    Not: TDK der ki: haz etmek değil hazzetmek şeklinde yazmalısınız. :)

    YanıtlaSil
  5. Hoş geldiniz sevgili okuyucu :). Uyarınız için teşekkür ederim hemen düzeltiyorum.
    Bunca acı varken hayatında, gerçekten zor adam için.

    YanıtlaSil
  6. artık huzurlu mutlu olalım yaaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutluyuz zaten deep :)
      Adam üzgün :D :D

      Sil
  7. Sorun hayatın bir savaş gibi yaşanması ve savaşın ya kaybedeni ya da az kaybedenin olmasıydı. Oysa ki az kaybeden hep kazandığını düşündü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu geç gördüm kusura bakmayın.
      Aynen öyle, yavaş yavaş azalıyoruz...
      Galibi yok bunun.

      Sil

Ben buradayım sevgili okuyucum, peki sen neredesin?