Bumerang - Yazarkafe

1 Kasım 2019 Cuma

Yağmurlar Yağdığında

 İçindeki hüznü dağıtmanın bir sigara daha yakmaktan başka yolları da olmalıydı. Yağmur yeni başlamıştı. Şehir merkezinde her biri aynı renge boyanmış uyumlu binalar, sağa sola kaçışan insanlar ve yağmur yağarken trafikte daha bir canileşen sürücüleri izlerken izmaritini elinde tutuyordu. En çok da sigarasını ondan daha fazla içen rüzgara kızıyordu şuan.
 Arabaların camları buğulanmıştı. Kalbinin de tıpkı o camlar gibi flulaştığını biliyordu. Hisler, insanlar, gidişler ve lanet olası bazı bahaneler artık umrunda değildi.
Kaç kere yıkılabilirdi ki?
Ve kaç kere ayağa kalkabilirdi?
 Artık ayağa kalkmadan, olan biteni yerden; hatta yerin en dibinden izlemeye karar vermişti. Kapıldığı şeyler onu ne kadar ayakta tutuyorsa da yüksekten düşmek iyileşmesi zor yaralar bırakıyordu ruhunda.
İnsanların onu gerçekten dinlemediğini -umursayarak- fark ettiği günden beri kendi kabuğuna çekilmiş, konuşmalarını içinden başlayıp yine içinde biten yolculuklar olarak yapmaya başlamıştı. Bu yalnızlaşma değildi aslında, yalınlaşmaydı.
 Artık ne birini dinleyecek, tanıyacak ne de kendi derdini anlatacak hali kalmamıştı. Şemsiyesini eline alıp o sürekli bir şeyleri kaçırmış gibi koşuşturan aptal kalabalığın arasına karıştı. Kalabalıklar içinde dikkat çekmiyordu ve kendisine belirlediği yerin en dibine en çok kalabalık yalnızlıklar yakışıyordu.
Kafasında nerede duyduğunu hatırlamadığı bir söz dönüp duruyordu: Yağmurlar yağdığında hüzün yolları en çok sana varıyor, bir tek sana..

2 yorum:

  1. Çok güzel, hissettirdin. Yazı okudukça içine çekti. Sade, mesajı net anlaşılır. Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok uzatmayı sevmiyorum sanırım, teşekkür ederim beğenmenize sevindim :)

      Sil

Ben buradayım sevgili okuyucum, peki sen neredesin?