Bumerang - Yazarkafe

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Deniz

Bir bahar sabahında gözlerini açtı dünyaya. Annesi düşündü, acaba etrafındaki mavinin kokusunu alabiliyor muydu yavrusu?
Henüz gelmiş olduğu dünyada onu nelerin beklediği, kimleri tanıyacağı ve neler yaşayacağını...
Yeni bir güne merhaba demek gibiydi mavi. Her şeyin başlangıcıydı. Tıpkı bebeği gibi saf ve temizdi. Kendisi de tüm önemli anlarında maviden bir parça taşımamış mıydı yanında?
Mesela erkek arkadaşıyla ilk buluşmasında mavi bir kazak vardı üzerinde. Kına gecesinde giydiği abiyede de aynı renkti tercihi. Ancak şimdi farkına varmıştı. Evinin her odasında mavi bir şeyler vardı. Yatak odasındaki mumlar, salonundaki koltuk takımları, porselen yemek takımları, mutfağındaki perdeler...
Evet, mavi onun için temizlik, mutluluk, güven ve huzur demekti. Ama en önemlisi doğanın bahşetmiş olduğu yeniden doğuş, berraklık demekti.Hissettikleri tam olarak bunlardı. Sanırım bu yüzden bebeğim kız olduğu halde onun hastane takımını, bornozunu, battaniyesini pembe değil de mavi aldım diye düşündü.
Daha önce bebeğinin ismi için çok araştırma yapmış ama bir türlü karar verememişti. Hiçbir ismi bebeğine layık görmüyordu. Hiçbir isim bebeğini hak etmiyordu sanki...
Ama şimdi emindi. Bebeğinin adı Deniz olacaktı. Onun için yeni bir başlangıç, mutlu geçireceği günlere ilk adım için seçtiği renklerin hepsi maviydi annenin.
Doğaya hayat veren en güzel varlık gibi tertemiz, canlılara hayat veren, her zaman güçlü olan bir su gibi olmasını istiyordu anne. Bazen sakin, bazen dalgalı...
Ne yaşarsa yaşasın pes etmeyecek, sıkıntıların ardından gelecek güzel günlerin umuduyla içindeki şımarık çocuğu hep yaşatacak, yetmişinde bile her sabah aynı umutla uyanacaktı küçük Deniz.

2 yorum:

  1. Çok güzel yazmışsınız!
    Küçük Deniz'e ve size hayırlı uzun ömürler diliyorum.
    Tüm dua ve dilekleriniz kabul olsun. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim.
    Henüz evli değilim Deniz'im yok :). Mavi sevgimden dolayı yazı denemesi yapayım dedim bu çıktı:)

    YanıtlaSil

Ben buradayım sevgili okuyucum, peki sen neredesin?