Bumerang - Yazarkafe

6 Ocak 2021 Çarşamba

Hem Yara Bandı Hem Yara

             
                           
Sen hiç birini
Tek bir soru sormayacak kadar sevdin mi? diye bir replik okumuştu.
Sonra ona kendi repliğini yazdıran hayata gülümsedi:
Sen hiç birini
Yokluğunda bile hep varmış gibi
Konuşarak ama hiç cevap alamayarak sevdin mi?
Çünkü ölüler konuşamazdı. Henüz teknoloji o kadar gelişmemişti. Black Mirror dizisi geldi aklına sonra. Orada bir bölümde kadının eşi ölüyordu -ya da adamın o kısmı zihninde bulanıktı- ve tıpatıp ona benzeyen üstün teknoloji bir robot satın alıyordu. Başta mutlu oluyordu, eskisi gibi vakit geçiriyordu eşiyle. Sonra hareketlerindeki, karakterindeki farklılıklar yüzünden çıldıracak dereceye geliyor ve ondan kurtulmak istiyordu. 
 Sevmek de böyleydi işte. Bedenler değil, ruhlar üzerinden olurdu ancak. Bir insanı o yapan şey tamamen karakteriydi. 
Yani şimdi ona çok benzeyen bir adam girse kapıdan içeri, onun gibi bakabilecek miydi?
Kadının düzen meraklısı bir psikopat olduğunu, eşyaların yerinin değişmesinden hiç hoşlanmadığını, kahveyi orta içtiğini, sevdiklerine keyfi yerindeyse meyve tabağı yapmaktan hoşlandığını, kahvaltı hazırlamaktan ve erken uyanmaktan nefret ettiğini, bamyayı ve yağlamayı çok sevdiğini, saçlarının okşanmasına bayıldığını, çocukları ve hayvanları diğer insanlardan daha fazla sevdiğini, sinirlendiğinde asla göz teması kurmadığını bilecek miydi?
 Adamın hazırladığı o güzel tosttan yapabilecek miydi? Kilometrelere aldırmadan hep sevecek miydi?
Sinirlendiğinde onu çekebilecek miydi? İhtiyacı olduğunu hissedip dakikalarca sarılabilecek miydi? Huysuzluğunda da yanında olabilecek miydi ya da?
Olamayacaktı işte.  
 O yüzden bu kapı, gelecekte gelecek tüm adamlara kapalıydı.
Belirli bir yaştan sonra birine kendini anlatmak, yanlış anlaşılmış meselelerle uğraşmak, daha önemlisi tanımaya çalışmak; koskoca bir okyanusta küçük bir tekneyle yolculuk yapmaya benziyordu. 
Boğulmaya hiç niyeti yoktu.
Sonra kendi küçük, huzurlu dünyasına çekildi. Tostunu kendi yaptı. Adama söyleyemediği şeyleri o varmışcasına yazdı, yazdı, yazdı. Defterler bitti, yenisini aldı. Yine yazdı. Yazdıkça rahatladı. 
Zamanında insanların sustuklarını duyamadıklarından şikayetçiydi. Şimdi biliyordu. O, sustuklarını duyuyordu artık. Oralarda bir yerdeydi işte. 
Her düşündüğünde kalbinin yerini yokladığı bir yerdeydi. Gökyüzünü denizden çok sevdi adamdan sonra. Gökyüzünde kayboldu gecelerce. 
Gözyaşını silecek bir omuz bulamadığı gecelerde, kendi kendine silmeyi öğrendi. Yaralarını sarmayı, en azından bunu denemeyi...
Bir şeyin hem yara, hem yara bandı olması ne garipti değil mi? Aşkı anlatan en güzel cümle ne deseler kesinlikle bunu söylerdi. Ama bu kez yara derindi. Ve hücreler iyileşemeyecek kadar kendini yemişti.
 Hastalıklı bir vücutla yaşar çoğu insan. Ama içini açmadığı sürece kimse bunu göremez. Kadın da artık görünmez iç hastalıklarına sahip tutunamayanlar kervanına katılmıştı.
Yalnızdı evet, bir o kadar da kalabalık...
Yokluğunda sevmek bir şeyi, öylesine ve ölürcesine zorken bunu başarmıştı. Yıllarca hem de. 
Her gece yaptığı gibi Mabel Matiz'in şarkısını dinledi, dinledikçe ağladı, ağladıkça yalnızlığı kalabalıklaştı...

''Boyalı da saçların ruhuma dolanırken tel tel
Boğuluyorum aman, yok ilacı bunun, tez gel
Kollarında kördüğümler, çözülmez mi gönül?
Ağrısında durur cevabı ama bakmıyor iki gözüm
Her müphem bir fırtına olur, kalır izi
Göremedin gözyaşımı
Silemedim gömleğine
Ya bu sitemi kollarına al
Yanayım ya ben derdime
Yetiremedim, doyuramadım
Bitiremedim, aman
Ver bu canı şerefinle
Vurdum ama öldüremedim...''
www.pandacik.com da yayınlanan yazımdır.










7 yorum:

  1. insan denilen yaratık tuhaf bir şey, olmadık şeylere katlanabiliyor, dayanılmaz denilenlere dayanabiliyor ama hepsine de bir bahane buluyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dayanıyor dayanmasına da, o zor günleri atlattığında bir daha eskisi gibi olamıyor sevgili okur.

      Sil
  2. Bir şiir okur gibi okudum, çok güzeldi. :)

    YanıtlayınSil
  3. hem yara hem yara bandı, hem yaralayan hem iyileştiren çok güzel buluş yaa :)

    YanıtlayınSil
  4. Yalnızlığının asilliğine şapka çıkarıyor, önünde eğiliyorum....

    YanıtlayınSil

Ben buradayım sevgili okur, peki sen neredesin?